Benim Hikayem
Hastaların hastalıklarına dair anlattıkları hikâyeler, tıbbın yalnızca biyolojik verilerle değil, yaşantıyla da şekillendiğini hatırlatır. Tanı ve tedavi süreçleri; laboratuvar sonuçları, görüntülemeler ve kılavuzlarla ilerlerken, hastanın kendi sözleriyle aktardığı deneyim çoğu zaman bu verilerin anlamını belirler. Bir semptomun ne zaman başladığı, nasıl yaşandığı, hangi korkularla ve beklentilerle iç içe geçtiği, doğru teşhisin kurulmasında ve etkili bir tedavi planının oluşturulmasında belirleyici olabilir. Anlatı tıbbı, hastanın hikâyesini klinik bilginin merkezine alarak hekime yalnızca “hastalığı” değil, “kimde ve nasıl yaşandığını” da görme imkânı sunar. Bu kitapta yer alan hasta hikâyeleri, öykü almanın sıradan bir görev değil, her şeyin başlangıcındaki en önemli gereklilik olduğunu; iyileştirmenin ise çoğu zaman hikâyeyle başladığını anımsatmayı amaçlamaktadır. Her zaman söylediğim gibi “ bir hastanın hikayesini dinledikten sonra hala bir ya da birkaç ön tanınız yoksa; emin olun, muayene ettikten sonra da olmayacaktır”
Benim HikayemBenim HikayemBenim HikayemBenim HikayemBenim HikayemBenim HikayemBenim HikayemBenim HikayemBenim HikayemBenim HikayemBenim HikayemBenim HikayemBenim HikayemBenim HikayemBenim HikayemBenim HikayemBenim HikayemBenim HikayemBenim HikayemBenim HikayemBenim HikayemBenim HikayemBenim HikayemBenim HikayemBenim HikayemBenim HikayemBenim HikayemBenim HikayemBenim HikayemBenim HikayemBenim HikayemBenim HikayemBenim HikayemBenim HikayemBenim HikayemBenim HikayemBenim HikayemBenim HikayemBenim HikayemBenim HikayemBenim HikayemBenim HikayemBenim HikayemBenim HikayemBenim Hikayem

